Halil Cibran – “Nebi – Vermek” / Khalil Gibran – “The Prophet – Giving”

[See into comment for English text.]

Mübarek Ramazan ayında, son 60 yılın en ağır kuraklığını yaşayan ve nüfusunun üçte biri açlık sınırının altında bulunan, her gün onlarca çocuğun öldüğü Somali için …

Daha sonra zengin bir adam: “Bize, dedi, vermekten bahset!”

O da cevap verdi:

“Siz malınızdan verdiğiniz zaman çok az verirsiniz. Ve ancak canınızdan zaman gerçekten verirsiniz. Malınız yarın muhtaç olacağınızı sanarak esirgemek istediğiniz şeylerden başkası mı? Mukaddes şehre giden Hacıların peşine düşüp ne olur ne olmaz diye çölün kumları içine bir kemik saklayan tedbirli köpek, yarından ne bekleyebilir?

İhtiyaçtan korkmak, ihtiyacın ta kendisi değil mi? Sarnıcınız su ile dolu olduğu halde susuzluktan korkmak, en tatmin edilmez susuzluk değil mi?

Malları çok ve bol olduğu halde az verenler vardır. Bunu da tanınmak için verirler. Ve onların bu gizli arzuları, verdiklerinin bereketini kaçırır.

Sonra, öyleleri var ki, ellerindeki azdır, fakat hepsini verirler. Bunlar hayata ve hayatın bolluğuna inananlardır ve bunların anbarları asla boş kalmaz.  Bunlar verdikleri zaman severek verirler ve sevgileri ile neşeleri müfakatlarıdır.

Başkaları da ıstırap çekerek verirler ve bu ıstırap onların cehennemidir.

Verdikleri zaman ıstırap çekmeyenler, hatta bu yüzden sevinç de aramayanlar, bu meziyetlerinin anılmasını bile istemeyenler de vardır. Vadideki güller kokularını fezaya nasıl yayarlarsa, bunlar da öylece verirler. Tanrı bu çeşit kimselerin elleriyle konuşur ve onların gözleri içinden bütün dünyaya gülümser! (bkz. yazımız ‘Tanrı’nın Gözleri Olan Peygamberler Üzerine‘)

İstendiği zaman vermek, çok iyidir. Fakat durumu peşinden anlayarak istenmeden vermek daha iyidir. Eli açık olan kimse için alacak el bulmak, vermekten daha büyük bahtiyarlıktır.

Zaten varın yoğun içinde alıkoyabileceğin bir şey var mı? Bütün varın, birgün, baştanbaşa verilmeyecek mi? 

Öyleyse şimdi ver, ta ki vermek mevsimi varislerinin değil, fakat senin olsun!

‘Vermek isterim ama, layığına ve müstahakına’ der durursun. Bahçenizdeki ağaçlar ve otlaklarınızdaki davarlar böyle söylemiyor. Onlar yaşamak için veriyorlar, çünkü vermezlerse ölürler. Her kim ki gece, gündüz yaşamak değerindedir, sizin vereceğiniz herşeye layıktır. Hayat okyanusundan içmeye hak kazanan kimse, kadehini sizin küçücük ırmağınızdan doldurmaya layık görülmek gerekir. Dünyada hangi çöl, almak cesaret ve itimadının, hayır iyiliğinin içinde yatan çöl büyüklüğündedir?

Ve sen kimsin ki, insanlar sana gelsin de göğüslerini açsınlar ve gururlarının perdelerini parçalasınlar da içlerini çırılçıplak göstersinler, utanmadan gururlarını soysunlar? …

Sen herşeyden önce verici ve vermek vasıtası olmak gerçekleştiğini anla. Çünkü hakikatte hayat, hayatın imdadına yetişir, sense, ey kendini verici sanan kimse, vericiliğin yalnız bir şahidisin.

Ve siz ey alıcılar, ki hepiniz öylesiniz, mihnet yükü altında kalmayınız ki hem kendinize, hem vericiye bir boyundurluk geçirmiş olmayasınız.

Vericinin vergisini vereni de, alanı da yükselten kanat olsun. Yoksa borcunuzun yükünü fazla hissetmekle, hür yürekli toprağı ana ve Tanrı’yı baba tanıyan vericinin cömertliğinden şüphe etmiş olursunuz.”

 

This entry was posted in Spiritüel Ustalar / Spiritual Masters. Bookmark the permalink.

3 Responses to Halil Cibran – “Nebi – Vermek” / Khalil Gibran – “The Prophet – Giving”

  1. Dedicated to Somalia, in this Holy Month Ramadan, where one-third of the population is living under the poverty line, dozens of children are dying each day because of the worst drought in the last 60 years…

    Then said a rich man, “Speak to us of Giving.”

    And he answered:

    “You give but little when you give of your possessions. It is when you give of yourself that you truly give.

    For what are your possessions but things you keep and guard for fear you may need them tomorrow? And tomorrow, what shall tomorrow bring to the overprudent dog burying bones in the trackless sand as he follows the pilgrims to the holy city?

    And what is fear of need but need itself? Is not dread of thirst when your well is full, thirst that is unquenchable?

    There are those who give little of the much which they have – and they give it for recognition and their hidden desire makes their gifts unwholesome.

    And there are those who have little and give it all.

    These are the believers in life and the bounty of life, and their coffer is never empty.

    There are those who give with joy, and that joy is their reward.

    And there are those who give with pain, and that pain is their baptism.

    And there are those who give and know not pain in giving, nor do they seek joy, nor give with mindfulness of virtue; They give as in yonder valley the myrtle breathes its fragrance into space.

    Though the hands of such as these God speaks, and from behind their eyes He smiles upon the earth. (read also our post ‘About the Prophets, As Eyes of God’ in our category ‘Spiritual Masters’) (!)

    It is well to give when asked, but it is better to give unasked, through understanding; And to the open-handed the search for one who shall receive is joy greater than giving. And is there aught you would withhold?

    All you have shall some day be given;

    Therefore give now, that the season of giving may be yours and not your inheritors’.

    You often say, “I would give, but only to the deserving.”

    The trees in your orchard say not so, nor the flocks in your pasture. They give that they may live, for to withhold is to perish. Surely he who is worthy to receive his days and his nights is worthy of all else from you.

    And he who has deserved to drink from the ocean of life deserves to fill his cup from your little stream. (!) And what desert greater shall there be than that which lies in the courage and the confidence, nay the charity, of receiving?

    And who are you that men should rend their bosom and unveil their pride, that you may see their worth naked and their pride unabashed?

    See first that you yourself deserve to be a giver, and an instrument of giving. For in truth it is life that gives unto life – while you, who deem yourself a giver, are but a witness. And you receivers – and you are all receivers – assume no weight of gratitude, lest you lay a yoke upon yourself and upon him who gives.

    Rather rise together with the giver on his gifts as on wings;

    For to be overmindful of your debt, is to doubt his generosity who has the free-hearted earth for mother, and God for father.

  2. Efi Theodoropoulou says:

    Thank you Nalan and Nicolas!!
    The eternal flow of divine gifts !!
    I receive and I share …

    Love and blessings to you!!
    Efi Theodoropoulou

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s