Khalil Gibran – “The Prophet – Prayer” / Halil Cibran – “Nebi – Dua”

Albrecht Dürer, "Praying Hands"

[Türkçe için comment’e bkz.]

Nowadays my soul is summoning me to prayer. I would never have thought that prayers have a colour, a sound, a smell, until my point of view regarding prayer changed. I’m not begging anymore while I’m calling to God, my focus is more on gratitude for what I have.

I like this sentence in Khalil Gibran’s work “The Prophet”: “And if it is for your comfort to pour your darkness into space, it is also for your delight to pour forth the dawning of your heart.” Below you will find the whole chapter about “prayer” from this book.                         

I would like to blossom like a flower, sharing my smell. I would like to shine like a star, enlightening the path with my light. I would like to surprise like a rainbow, rejoicing children with my colours.                                                                                                                  

* * *

Then a priestess said, “Speak to us of Prayer.”

And he answered, saying:

You pray in your distress and in your need; would that you might pray also in the fullness of your joy and in your days of abundance.

For what is prayer but the expansion of yourself into the living ether?

And if it is for your comfort to pour your darkness into space, it is also for your delight to pour forth the dawning of your heart. And if you cannot but weep when your soul summons you to prayer, she should spur you again and yet again, though weeping, until you shall come laughing.

When you pray you rise to meet in the air those who are praying at that very hour, and whom save in prayer you may not meet.

Therefore let your visit to that temple invisible be for naught but ecstasy and sweet communion.

For if you should enter the temple for no other purpose than asking you shall not receive.

And if you should enter into it to humble yourself you shall not be lifted:

Or even if you should enter into it to beg for the good of others you shall not be heard.

It is enough that you enter the temple invisible.

I cannot teach you how to pray in words. God listens not to your words save when He Himself utters them through your lips.

And I cannot teach you the prayer of the seas and the forests and the mountains.

But you who are born of the mountains and the forests and the seas can find their prayer in your heart,

And if you but listen in the stillness of the night you shall hear them saying in silence, “Our God, who art our winged self, it is thy will in us that willeth. It is thy desire in us that desireth.

It is thy urge in us that would turn our nights, which are thine, into days which are thine also. We cannot ask thee for aught, for thou knowest our needs before they are born in us: Thou art our need; and in giving us more of thyself thou givest us all.”

Khalil Gibran, “The Prophet”

This entry was posted in Ruhun Rehberi / Soul Guidance, Spiritüel Ustalar / Spiritual Masters and tagged , , , , , , . Bookmark the permalink.

8 Responses to Khalil Gibran – “The Prophet – Prayer” / Halil Cibran – “Nebi – Dua”

  1. Bugünlerde ruhum beni sürekli ibadete davet ediyor. Duaların bir rengi, bir sesi, bir kokusu olduğunu hiç düşünmezdim, ta ki duaya olan bakış açım değişene kadar.Tanrı’ya seslenişimdeki amaç yalvarmak değil artık, sahip olduklarım için şükretmek.

    Halil Cibran ne kadar güzel söylemiş “Nebi” adlı eserinde: “İçinizdeki karanlıkları fezaya dökmek size teselli veriyorsa, kalbinizin fecrini de fezaya serpin.” Aşağıda söz konusu kitapta yer alan “dua” ile ilgili bölümü bulacaksınız.

    Çiçek gibi açmak istiyorum, kokumu paylaşmak. Yıldız gibi parlamak istiyorum, ışığımla yolu aydınlatmak. Gök kuşağı gibi şaşırtmak istiyorum, renklerimle çocukları sevindirmek.

    * * *

    Azize tekrar rica etti ve: “Bize ibadetten bahset!” dedi.

    O da cevap verdi:

    “Siz, felakete uğradığınız ve darlık, zorluk içinde kaldığınız zaman ibadet edersiniz. Neşeniz bütünleştiği ve bolluk içinde yaşadığınız zaman da ibadet etseniz ne olur?

    Çünkü ibadet, içinizin canlı esir içinde genişlemesinden başka nedir?

    İçinizdeki karanlıkları fezaya dökmek size teselli veriyorsa, kalbinizin fecrini de fezaya serpin. Ruhunuz size ibadete davet ettiği zaman ağlamaktan başka birşey yapamıyorsanız, ruhunuz sizi tekrar ve tekrar mahmuzlayacak, ta ki ağladıktan sonra gülmeye başlayasınız.

    İbadet ettiğiniz zaman, aynı sırada ibadete kalkmış olanlarla havada kavuşmak üzere ayağa kalkın. Çünkü bunlarla yalnız ibadet sayesinde hemhal olabilir ve bunlara kavuşabilirsiniz.

    Onun için mabedi ziyaretiniz, istiğrak ile semavi vuslattan başka herşey için, gizli kalsın.

    Yoksa mabede, yalnız şunu bunu dilemek için girecek olursanız, birşeye erişemezsiniz.

    Mabede, tevazunuzu belirtmek için girersiniz hiçbir el sizi yükseltmez. Hatta başkalarının iyiliğine dua için mabede girmiş olsanız bile, dualarınız kabul olunmaz. Mabede görünmeden girmek yetişir!

    Kelimelerle nasıl dua edeceğinizi size öğretemem. Çünkü Tanrı, kelimeleri sizin dudaklarınızla söylediği zaman onları dinler. Bense size denizlerin, ormanların ve dağların ibadetlerini öğretemem!

    Fakat sizler ki dağların, ormanların ve denizlerin yavrularısınız, onların dualarını içinizde duyabilirsiniz.

    Gecenin sessizliği içinde bunları dinleyecek olursanız onların sükunet içinde şunları söylediklerini işitirsiniz: “Ey bizim, kanatlı varlığımız olan Tanrımız! İçimizde irade eden kuvvet, senin iradendir.İçimizde arzu eden kuvvet, senin arzundur. İçimizdeki hızın, sana ait olan geceleri, yine sana ait olan gündüzlerle çeviriyor.Senden birşey dilemeyiz. Çünkü dileklerimizi içimizde doğmadan önce bilirsin. Dileğimiz yalnız sensin ve sen bize kendinden başka birşey daha vermekle herşeyi vermiş olursun!”

    Halil Cibran, “Nebi”

  2. “Mabede, tevazunuzu belirtmek için girersiniz hiçbir el sizi yükseltmez. Hatta başkalarının iyiliğine dua için mabede girmiş olsanız bile, dualarınız kabul olunmaz. Mabede görünmeden girmek yetişir!
    Kelimelerle nasıl dua edeceğinizi size öğretemem. Çünkü Tanrı, kelimeleri sizin dudaklarınızla söylediği zaman onları dinler”

    • Yukarıda alıntadığım parağrafı çok sevdim Nalan, tamda benim düşündüğüm gibi. Herkes kendi kelimleriyle dua etmeli. Yanlız “mabede görünmeden girmek yetişir” cümlesini tam anlayamadım. Mabede görünmeden girmek gerekir mi demek isteniyor acaba. Emeklerinize sağlık…

      • Hacer, paylaşımın için teşekkürler …”mabede görünmeden girmek yetişir” yazıyor kitabın Türkçe çevirisinde … “yetişir” bu bağlamda “yeter olmak, kafi gelmek” anlamına gelebilir mi acaba? burada söz konusu olan “mütevazi bir insan olmak”, yaptığın iyilikleri gösterişten uzak yapmak…ne dersin, anlamlı geldi mi? birlikte irdeleyelim… kucak dolusu sevgiler

  3. Emine says:

    Nalacım izlerinizi takipteyim burda .. Geçtiğiniz yerler gül kokuyor.. Selamlar Sevgiler canım ..

  4. Evet sana katılıyorum “yetişir” yeter olmak kafi olmak anlamında olmalı. Ve yaptığın iyilikleri gösterişten uzak olarak yapmak, mütevazı insan olmak, tamda senin dediğin gibi. Mütevazi oldukça iç huzurumuzun, ruhumuzun kalitesinin arttığı bir gerçek, ters orantı yani:) sen küçüldükçe büyüyen bir ruh…sırf iyilik babında değil elbette mütevazi oluş…soluk alıp verişlerde bile küçüklüğünün farkına varıp öyle solumak…küçüklük derken kastımı sen benden çok daha iyi biliyorsundur Nalan…Hiç lik..sevgilerimlerimle…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s