Food For A Thought “The Accident” / Düşünceleri Harekete Geçiren Bir Kaza

[Türkçe metin için yorum bölümüne bakınız.]

Since a longer period I am struggling with the question “What do I do for other beings on this Earth? Am I giving a helping hand to anybody?”

This voice became stronger, when I visited the HR Summit here in Istanbul 2 weeks ago. Muhammad Yunus (Nobel Peace Price 2006) was one of the guest speakers. What a touching speech he had, what admiring things he did and keeps doing for people, who are in need. Muhammad Yunus is the founder of Grameen, a bank giving micro-credit to entrepreneurs. Those are mostly women, who need a small capital to start a business and to feed their families with the money gained. At the very first beginning, he made a list of people who needed just a little bit of money. And when the list was complete, there were 42 names. The total amount of money they needed was $27 !!! I am amazed about his vision and – especially – his ACTION.

Since this day the questioning about “me and my relationship with the environment” keeps spooking in my mind like a ghost. I wanted to write a post – I didn’t.

But yesterday something happened – an accident, just in front of my eyes. I was in a taxi on a way to a meeting. The taxi driver didn’t know the place he should drop me down, so he drove slowly and was calling his colleagues to figure out which road to take. Suddenly, in slowmotion, we saw a car, first hitting the barriers on the right, than the ones on the left, almost overrun by a truck, whose driver tried his best to escape. The car was a wrack, I couldn’t see the driver inside, his whole body was bowed foreward. Other car drivers stopped, rushed to the car, tried to reach the ambulance.

Now, at this point, you are maybe waiting for continuing sentences like “Suddenly I realized, that nothing really is important in life.” No, this is not the case.

What I saw were people, caring for each other !

As he went back to the car the taxi driver said: “You know, today I invited an orphant to lunch, we ate together. And now, God helped us also, we are still alive.” Yes, we were not involved in that accident, it was not ment to be. BUT it was ment to be that we SAW it. And what I could observe afterwards was just a taxi driver, who after having fed an orphant some hours before, jumped out of his car to help the injured person, tried to cool down the truck driver, who felt guilty but had no guilt at all (the taxi driver even gave him his card and said “call me if you need a witness”) and last but not least tried to calm me down, because I thought, just some minutes ago a young person died in front of my eyes (thanks God, he was alive).

In the recent months I had a lot of encounters with so-called ‘simple people’, taxi drivers, butchers, etc… In the small-talks we have I am almost always surprised about their point of view about “our tasks on this Earth”. And this brings me to that question: We, so-called ‘intellectual’ people, being able to TALK hours about our (me, myself and I) spiritual development, etc. But what are we DOING practically? What is the reflection of our intellect on reality/society?

Don’t get me wrong, I am not questioning you, I am questioning myself!

 
This entry was posted in İlham verici / Inspirational. Bookmark the permalink.

1 Response to Food For A Thought “The Accident” / Düşünceleri Harekete Geçiren Bir Kaza

  1. Düşünceleri Harekete Geçiren Bir Kaza

    Uzun zamandan beri “Bu dünyanın bir sakini olarak başka varlıklar için ne yapıyorum? Birilerine bir yardım eli uzatıyorum mu?” sorusu aklımdan çıkmıyor.

    Yaklaşık 2 hafta önce katıldığım İK Zirvesi’nde içimdeki bu ses gitgide güçlendi. Zirvedeki konuşmacılardan biri Muhammad Yunus idi (Nobel Barış Ödülü 2006). Duyguları harekete geçiren konuşmasını büyük bir ilgi ile dinledim ve hayran kaldım, bugüne kadar yaptıkları ve yapmaya devam ettiği girişimlerini. Muhammad Yunus, girişimcilere mikro kredi veren Grameen’in kurucusu. Çoğunlukla bu girişimciler çok az bir sermaye ile iş kurmak isteyen ve buradan kazanılan paralarla ailelerinin geçimini sağlayan kadınlar. Yunus bu işe gönül koyduğunda öncelikle çok az bir paraya ihtiyaç duyan kişilerin bir listesini çıkarmış ve bakmış ki, bu listede 42 isim var. Toplamının ihtiyaç duyduğu para ise sadece 27$ imiş !!! Ben Muhammad Yunus’un bu duyarlılığına, vizyonuna ve – özellikle – GİRİŞİMİNE hayran kaldım.

    O günden beri “kendimi ve çevremdekilerle ilişkilerimi” sorgulayan bu ses içimde bir hayalet gibi var olmaya devam ediyor. Konuyla ilgili bir yazı yazacaktım – yazmadım.

    Ancak dün birşey oldu, bir kaza, hem de gözümün önünde. Bir toplantıya yetişmek üzere bir taksideydim. Taksici arkadaş yolu bilmiyordu, bu yüzden arabayı yavaş kullanıp, duraktaki arkadaşlarla görüşüyordu, gitmemiz gereken rotayı öğrenmeye çalışıyordu. Birdenbire, adeta bir yavaş çekim gibi, önce sağ sonra da sol bariyerlere çarpan bir araba gördük. Az kalsın araç, yolunu değiştirerek kaçmaya çalışan bir kamyonun altında kalıyordu. Araç hurdaya dönmüştü, iki büklüm olan sürücüyü göremiyordum. Yoldaki diğer sürücüler durdu, arabaya koştu, ambulansa ulaşmaya çalıştı.

    Yazının burada muhtemelen şu şekilde devam etmesini bekliyorsunuz “Birdenbire hayatının ne kadar boş olduğunu fark ettim.” Hayır, yazı bu şekilde gelişmeyecek.

    Gördüğüm şey, birbirine yardım eden insanlardı !

    Bizim araca geri dönen taksi şöförü aynen şunu dedi: “Ablacım, biliyor musun, bugün bir öksüzü doyurdum, onunla beraber yemek yedim. Bak, Allah da bize yardım etti, kazaya karışmadık, hayattayız. ” Evet, kazaya karışmadık, bu kaderimizde yoktu. ANCAK olması gereken, bu kazaya GÖRMEMİZdi. Ve oracıkta gözlemleyebildiğim, saatler öncesi bir öksüzün karnını doyuran, şimdi arabasından atlayıp yaralıya yardıma koşan, diğer bir yandan kendini suçlu hisseden, ancak hiçbir suçu olmayan kamyon şöförünü sakinleştirmeye çalışan (hatta taksi şöförü ona kartını verdi, “bir tanığa ihtiyacın olursa beni ara” dedi), devamında da beni de rahatlatmaya çalışan bir taksi şöförüydü. Çok korkmuştum, çünkü birkaç dakika önce genç bir insanın gözümün önünde hayata veda ettiğini düşünmüştüm (Allah’a şükür, hayattaydı).

    Son birkaç aydır ‘küçük insanlar’ olarak tabir ettiğimiz birçok kişi ile karşılaşmalarım oldu, taksi sürücüleri, kasap, vb. Ayaküstü yaptığımız sohbetlerde çoğu zaman beni şaşırtan, bu insanların “dünya üzerinde bize verilen görevlerle” ilgili çok net bir düşünceye sahip olmaları. Bu durum şu soruyu aklıma getiriyor: Kendimizi ‘entellektuel’ kişiler olarak gören bizler, saatlerce spiritüel/ruhani gelişimimiz (hep bana bana bana) hakkında KONUŞABİLİYORUZ. Peki ama pratikte ne YAPIYORUZ? Zekamızın gerçek hayatın/toplumun üzerindeki yansıması nedir?

    Beni yanlış anlamayın, sizi değil, kendimi sorguluyorum!

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s