Chapter 10 – First Steps Towards the Spiritual Path / 10.Bölüm – Ruhani Yola Giden İlk Adımlar

The Haven /  Barınak

The Haven / Barınak

[Türkçe için yorum bölümüne bkz.]

Man and woman are equal. Diverse capacities, but equivalent. Diverse duties. Education must be different, but harmonious. ‘Love is the only legitimate union’. Marriage must be the union of the hearts and of the aspirations. Goodness of union, between genders, individuals, groups, families, spiritual groups, races, etc…

___

One of the basic axiom of the Cosmic Philosophy states that man and woman are equal. In fact, in principle, the genders are worth each other, and if, some time, a man is worth less than a woman or a woman is worth less to a man, it is because there are different levels of humans more or less evolved, but it is not a question of gender.

Only, the genders don’t have the same capacities, and, though being different, don’t have the same duties.

The Cosmic Philosophy teaches than man represents spirit and woman substance, man represent strength and woman form, man represent activity and woman passivity (receptivity).

But all is in all, and this doesn’t mean that woman is only passive and man only active, etc.

Though, by its temperament, a woman has more affinity with form, with nature, beauty, formation, substance and passivity.

Passivity doesn’t mean inertia, far from that. And we act more and better in an appearing calmness than in an external and visible activity that carries less far. Woman, more than man, has in her interest to act likewise, in calm, order, in peace, in harmony, in softness. A hyperactive woman burns out, gets stressed, gets tired and gets unbalanced easier than man.

Man must reflect and manifest strength, action, balance, wisdom; his role is more like the helmsman of a boat holding the steering wheel firm in his hands, when woman’s role is more comparable to the work of the observer that studies the wind, the currents, the polar star and sentiating in calm, offers the bases of guidance.

Both roles are magnificent and complete themselves admirably. One is not above the other and both are indispensable to each other.

In our time, this equality and equivalent difference of the genders is misunderstood. Either we tend towards a gender dominating the other, or either we tend to identify and not respect in each of us these proper qualities.

We must understand that on the contrary, the genders are worth each other but that they are different and must stay different.

So, anyone should manifest and grow, in his/hers senses and his/hers nature the divine sparkle that is within him/her. The union of such individualities manifesting through their unique qualities the divine sparkle is the only one able to provide the best environment for the sustaining of such development and growth and attracts even greater possibilities and harmonies.

Woman, ‘light of beauty’ and man, ‘luminary of strength’, unite in love and seek without cease to evolve through each other!

As it is in the union of the genders, like in the union of beings, the union of races that lay great possibilities of progress.

And union can only exist through the pathotic strength, through the love of beings between themselves, each eager to open his/her self to the other and therefore understand each other, thus co-operating towards the same Ideal.

The desire of union lies deep in the heart of man but all evils come from division, hatred and the blind instinct of struggle and battle.

In proportion of every being’s sensibility lays his/her ability to suffer. In and through union, lies a strength that allows happiness and helps to better resist to life’s uneasiness.

Union takes a certain number of mutual sacrifices. We must seek a balance in being happy with being satisfied enough ourselves and at the same time giving to others the satisfaction they need.

‘Love others like yourself’, says Moses’ admirable commandment. This is the balanced base of all morals. It is not said to not love ourselves and to uselessly sacrifice ourselves to others. It would only produce suffering, lack of development, collective waste of strength and not progress because the divine sparkle lies in each of us and must there be blossomed.

But it is also said to love others as much as we love ourselves and to desire for him/her all the happiness, all the balance and all the blossoming possible.

To help someone, we need to actually love him.

It is advised to seek as journey companions the closest, those we naturally and nobly have the most affinities possible.

This is also why, regarding the union of man and woman, the Cosmic Philosophy says that: ‘Love is the only legitimate union.’

Man and woman who are marrying must love each other. If they marry for other reasons than love, their union is a lie and will not produce happiness because the pathotic strength is the only true strength and only the pathotic strength can blend to the point where ‘two are in one’, balancing harmoniously activity and passivity.

Union must not stay only individual; it must become collective and later universal.

Many feel the greatness of the Cosmic Balance. They will together seek to manifest it, always better in order, in discipline and in hierarchy. As without hierarchy, union cannot be or neither true order, because each being is different and each being needs to place him/herself at a specific level according to his/hers actual development.

They will form the acme of the true psycho-intellectuals, the living Temple of the Divine Formator, of which each stone is a strong individuality, but impersonal, and united by the cement of pathotism to the other living stones.

Chapter 11/11.Bölüm 

This entry was posted in Spiritüel Ustalar / Spiritual Masters and tagged , , , , , , , , , , , . Bookmark the permalink.

5 Responses to Chapter 10 – First Steps Towards the Spiritual Path / 10.Bölüm – Ruhani Yola Giden İlk Adımlar

  1. Pingback: Chapter 9 – First Steps Towards the Spiritual Path / 9.Bölüm – Ruhani Yola Giden İlk Adımlar |

  2. Erkek ve kadın eşittir. Yetenekleri farklıdır, ancak eşdeğerdir. Farklı görevler. Eğitim farklı olmalı, ancak uyumlu. ‘Sevgi yegane yasal birliktir’. Evlilik kalplerin ve özlemlerin birliği olmalıdır. Cinsiyetler, bireyler, gruplar, aileler, ruhani gruplar, ırklar arası birliğin iyiliği, vs …

    ___

    Kozmik Felsefe’nin temel bir aksiyomu (önerme) erkeğin ve kadının eşit olduğunu ifade eder. Prensipte cinsiyetler aynı değerdedir. Bazen bir erkeğin bir kadından veya bir kadının bir erkekten daha az değerli olması insanların farklı gelişim seviyelerine işaret eder, ancak bunun kişilerin cinsiyetiyle hiçbir ilgisi yoktur.

    Farklı oldukları için cinsiyetler aynı yeteneklere, aynı görevlere sahip değildir.

    Kozmik Felsefe, erkeğin ruhu (spirit) ve kadının özü, erkeğin gücü ve kadının şekli, erkeğin aktiviteyi ve kadının pasifliği (alıcılığı) temsil ettiğini öğretir.

    Ancak her şey bütündür ve kadının sadece alıcı, erkeğin ise sadece aktif olduğu anlamına gelmez, vs.

    Yine de, mizacı temel alırsak, kadın daha çok şekil, doğa, güzellik, şekillendirme, öz ve alıcılık ile ilişki halindedir.

    Pasiflik, hareketsizlik demek değildir. Bundan çok uzaktır. Biz kadın olarak, daha az meyve veren, harici ve görünür bir aktivite sergilemekten ziyade, görünen bir sükunet içinde daha verimli bir davranış sergileriz. Erkeklere nazaran kadınlar daha çok sakin, düzenli, huzurlu, uyumlu ve yumuşak davranmayı yeğler. Hiperaktif bir kadın yorulur, strese girer ve erkekten daha kolay dengesini kaybeder.

    Erkek, gücü, eylemi, dengeyi, bilgeliği yansıtmalı ve tezahür etmelidir. Onun rolü daha çok kararlı bir şekilde geminin dümenini kullanmak. Kadının rolü ise daha çok rüzgarı, akımları, kutup yıldızını inceleyen ve rehberlik için temel hususları sağlayan, duyularını tümüyle kullanan bir gözlemci ile karşılaştırılabilir.

    Her iki rol de muhteşemdir ve birbirini hayranlık uyandıran bir şekilde tamamlar. Biri diğerinden üstün değildir ve her ikisi de birbiri için vazgeçilmezdir.

    Günümüzde cinsiyetlerin bu eşit ve denk olan farklılığı yanlış anlaşılmaktadır. Ya bir cinsiyet diğerinin üzerinde egemenlik kurmak istiyor, ya da her birimizde var olan bu nitelikleri belirleyip onlara saygı göstermiyoruz.

    Tam tersine cinsiyetlerin aynı değerde, ancak farklı olduğunu ve bunun böyle kalması gerektiğini anlamalıyız.

    Böylece herkes kendi duyuları ve doğasında barındırdığı kutsal kıvılcımı geliştirip tezahür etmelidir. Bireylerin kendilerine özgü nitelikleriyle tezahür eden birlik, bu gelişimi ve büyümeyi sürdürülebilir kılmak adına en iyi koşulları yaratan, hatta daha çok olasılığı ve uyumu kendine çeken kutsal kıvılcımdır.

    ‘Güzelliğin ışığı’ olan kadın ve ‘gücün aydını’ olan erkek sevgide birleşir ve durmaksızın karşılıklı olarak gelişimin peşindedir!

    Varlıkların ve ırkların birliğinde olduğu gibi, cinsiyetlerin birliğinde de büyük gelişim olanakları yatar.

    Bir birlik, sadece patotik güç (Yunanca’da παϑο Pathos – hissetmek, duyumsamak) ve varlıkların karşılıklı sevgisi ile var olabilir. Bu bağlamda her biri kendini diğerine açmaya istekli olup, birbirini anlar ve aynı hedefe doğru işbirliği yapar.

    Birlik arzusu, insanoğlunun kalbinin derinliklerinde mevcuttur. Kötülük, bölünme, nefret ve savaşın ile çatışmanın kör içgüdüsünden gelir.

    Her bir varlığın duyarlılığı, acı çekebilme becerisi ile orantılıdır. Birliğin kendisinde, mutluluğa yer veren ve hayatın zorluklarıyla daha iyi başaçıkabilmek için yardımcı olan bir güç vardır.

    Birlik, belirli bir sayıda karşılıklı fedakarlıklar ister. Hem kendi mutluluğumuz ve tatminimiz arasında, hem de başkalarının ihtiyaç duyduğu tatminini karşılama arasında bir denge kurmalıyız.

    ‘Başkalarını kendin gibi sev’ der Hz. Musa’nın hayranlık uyandıran emri. Bu tüm ahlakın dengeli temelidir. Kendimizi sevmeyelim ve gereksiz yere başkaları için feda edelim denmiyor. Bu sadece acı çekmeyi, gelişememeyi ve gücün kolektif bir şekilde harcanmasını beraberinde getirir. Kutsal kıvılcım her birimizde var olup, geliştirilmelidir.

    Aynı zamanda kendimiz kadar başkalarını sevmeliyiz, başkası için mutluluk, denge ve olası tüm gelişimleri arzu etmeliyiz diye ifade edilir.

    Birine yardım etmek için onu gerçekten sevme ihtiyacımız var.

    Yol arkadaşları olarak en yakınımızdakileri, doğal ve asil olarak kendilerine doğru en fazla çekildiğimiz kişileri seçmemiz önerilir.

    Bu yüzden Kozmik Felsefe erkek ve kadının birliğine ilişkin şunu ifade eder: ‘Sevgi yegane yasal birliktir.’

    Evlenen erkek ve kadın birbirini sevmelidir. Başka bir nedenden dolayı evlenenlerin birliği bir yalan olup, mutluluk yaratmayacaktır. Çünkü tek gerçek güç, patotik güçtür ve sadece bu güç uyumlu bir şekilde aktifliği ve pasifliği dengeleyen ‘iki tektedir’ harmanını ortaya çıkartabilir.

    Birlik sadece bireysel kalmamalıdır; kolektife ve daha sonra evrensele dönüşmelidir.

    Birçok kişi Kozmik Denge’nin büyüklüğünü hisseder. Onlar birlikte onu tezahür etmeye koyulacaktır, her zaman daha iyi bir düzende, disiplinde ve hiyerarşide. Hiyerarşi olmaksızın ne birlik ne de gerçek düzen olabilir, çünkü her bir varlık farklıdır. O anki gelişimini göz önünde bulundurarak her bir varlık kendini ilgili seviyeye yerleştirmelidir.

    Onlar gerçek psiko-entellektüellerin (iç ve dış dengesine ulaşmış insanlar) zirvesini, Kutsal Şekilllendirici’nin yaşayan Tapınağı’nı şekillendirecektir. Bu tapınağın her bir taşı güçlü, kişiler üstü hizmet eden bir birey olup, patotizmin çimentosuyla diğer yaşayan taşlarla birleşmiştir.

  3. Ariane says:

    Thank you Nalan and Nico for this text.
    As we were talking together about the importance of the convergence of all traditions, which is a way to assess the closeness to the center, I would present to your reflexion some elements from the tibetan buddhist tradition : Women are seen to be source of wisdom. And men represents skillful means.
    And there are 3 roots, which are the lama, source of blessings, the yidam source of realization, and the dakini (feminin principle) source of activity.
    I understood more the receptivity of women in cosmic philosophy to be a characteristic during “meditation rest” session.

  4. arzu says:

    Merhaba..
    bir suredir kabala ilmini arastiriyorum..size bir soru sormak istedim izninizle..kabalada kadin isigi (torayi,islah eden isigi) tek basina cekemez mi?sadece cekmesi icin erkegi tesvik mi eder? Cevabiniz icin simdiden tesekkkurler

  5. Merhaba Arzu Hanım, ilginize teşekkürler. Hasidik hareketinin kurucusu olan Baal Shem Tov’unun alıntılarına yer versek bile öğretilerde paylaştığımız İskenderiye’de doğan Hermetik Kabala’dır (özünde, kendini bilme yolunda kusur ve nitelikleri dengeliyor, bunların harmanlanmasından bize özgün olan erdemi buluyor ve onun ifadesiyle evrene katkıda bulunuyoruz). Öğretide kadın ve erkeğin evrendeki rolünü ele alırken, kadını alıcı (İngilizce’de “receptive”) erkeği ise aktif olarak tanımlıyoruz. Işığı çeken kadındır (biz bu yüzden kadına ayrıca ‘rüya kapanı’ diyoruz), ancak çektiğinin aktarımında bulunan erkektir (‘hikaye anlatıcısı’). Öğretide ‘çift’ olmanın, birbirini tamamlamanın önemi elzemdir. Yeni bir Kabala grubu açtık, ilgilenirseniz bizimle facebook üzerinden bağlantıya geçebilirsiniz. Bir sonraki dersimiz “Adem ve Havva” olacak 🙂 Selamlarımızla.

Leave a Reply to Green Man's creations Cancel reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s