In the Hand of the Earth / Dünya’nın Elinde

Hope / Umut

Hope / Umut

[Türkçe için yorum bölümüne bkz.]

A text that ought to be taught

in all schools all round the world !

It is a beautiful poem read by Jean Francois Bernardini from the amazing I Muvrini-Corsican Polyphony-singers in 2004, guests of the Celtic Night III concert in the Stade de France in Paris.

***

She was there for perhaps a hundred years

Or maybe just a while

The wind of the night gently flowing on her face.

 

I couldn’t tell where was her country

Where was her house?

If she was a sailor’s wife, or a farmer’s, or of an exiled

or an immigrant?

If she crossed the sea, a  mountain or the ocean?

 

The Earth seemed behind her back.

In seeing her walking,

One can imagine her carrying it all alone

on her shoulders.

 

How can we know what she went seeking?

What she would have wanted to hear that night?

 

At night, the eyes of men die out a bit.

It is as light shelters within…

In a village, deep in a harbor,

On the top of a mountain,

A lighthouse in the ocean,

Or a star in the sky.

 

To each song she was tuning her soul,

She was pacing her walk.

 

She said she wanted to learn the path

Towards the most beautiful signs of the world,

Towards the beauty that unites men, people.

 

Her dream she would write in 4 words:

Unity gathers,

Diversity enriches.

 

In each of the world’s song she would engrave

An agreement, a recognition

Of every language she would learn the part

Of openness, of intelligence and humanity.

 

She said it was the most beautiful promise

Of future, peace, plenitude of the world.

 

One day, the poet wrote for her…

Man is neither tall nor short.

He has the size of what he is able to love and respect.

 

She would respond that throughout life

we ought to be the guest of someone else,

The guest of the world,

That this was hospitality.

 

She was walking like that for perhaps a hundred years

Or maybe just for a while…

 

This was her fidelity.

 

The love song that bring tears in the eyes of the people,

Cannot always let the soul of the world indifferent.

 

This was her peace.

 

That evening

Between the sea and the ocean

There were perhaps a bit more lights

In the hand of the Earth.

 

There where nothing is separated…

There where add and recognize all the world’s dignities.

 

Where the children of Brittany wrote one day…

All those countries scattered by the wind

The wheat fields in the pockets of the farmers…

And the ocean that has only for limits

The seed taken away by the hand of a child…

 

…This evening

…Bread will be white at the Host’s table…

You, who passes by,

Stay and share it with us…

 

She was walking like that for perhaps a hundred years

Or maybe just for a while…

 

She was saying that this beauty is invincible…

She was saying that this beauty is invincible…

 

***

Original french:

Dans la main de la Terre

Il y avait peut-être cent ans qu’elle était là
ou peut-être juste un instant.
Le vent de la nuit lui caressait le visage.

Je ne saurais vous dire où était son pays
Où était sa maison.
Si elle était femme de marin, de paysan, d’exilé ou
d’émigrant.
Si elle avait franchi la mer, une montagne ou
l’océan.

La terre semblait être derrière elle.

En la voyant marcher
On pouvait imaginer qu’elle la portait toute seule
sur ses épaules.

Allez donc savoir ce qu’elle s’en allait chercher
Ce qu’elle aurait tant aimé entendre cette nuit-là.

La nuit
les regards des hommes s’éteignent un peu.
On dit que la lumière est à l’intérieur.
Dans un village, au fond d’un port,
en haut d’une montagne,
un phare dans l’océan,
ou bien une étoile dans le ciel.

A chaque chant elle accordait son
âme, elle accordait ses pas.

Elle disait qu’elle voulait apprendre le chemin
Jusqu’aux plus beaux signaux du monde
Jusqu’à la beauté qui unit les hommes, les peuples

Son rêve elle l’écrivait de quatre mots…
L’unité qui rassemble,
La diversité qui enrichit.

Dans chaque chant du monde elle voulait graver
une alliance, une reconnaissance
De chaque langue elle voulait apprendre la part
d’altérité, d’intelligence, d’humanité.
Elle disait que c’était cela la plus belle promesse
d’avenir, de paix, de richesse du monde.

Un jour le poète a écrit pour elle…
L’homme n’est ni grand ni petit
Il a la taille de ce qu’il sait aimer et respecter.

Elle, elle répondait que toute la vie il fallait
apprendre à être l’invité de l’autre,
l’invité du monde,
que c’était cela l’hospitalité.

Il y a peut-être cent ans qu’elle marchait ainsi
Ou peut-être un instant…

C’était cela sa fidélité.
Le chant d’amour qui fait pleurer les yeux d’un
peuple
Ne peut à tout jamais laisser indifférent l’âme du
monde.

C’était cela sa paix.

Ce soir-là,
entre la mer et l’océan,
il y avait peut-être quelques lumières de plus dans
la main de la terre.

Là où rien n’est séparé…
Là où s’additionnent et se reconnaissent toutes les
dignités du monde.

Là où les enfants de Bretagne ont écrit un jour…
…tous ces pays dispersés par le vent
les champs de blé dans la poche des paysans…
et l’océan qui n’a plus pour frontière
que la graine emportée par une main d’enfant…

… Ce soir
… le pain sera blanc à la table d’hôte…
Passant demeure ici
pour le partager…

… Il y a peut-être cent ans qu’elle marchait ainsi
Ou peut-être un instant.

Elle disait que cette beauté-là est invincible…
Elle disait que cette beauté-là est invincible.

***

The rendition by JF Bernardini – I Muvrini, HERE

More about I Muvrini

This entry was posted in Sanat & Medya / Art & Media and tagged , , . Bookmark the permalink.

1 Response to In the Hand of the Earth / Dünya’nın Elinde

  1. Dünya üzerindeki tüm okullarda öğretilmesi gereken bir metin

    Bu şiir, Korsikalı çok sesli müzik grubu I Muvrini’nin solisti Jean Francois Bernardini tarafından 2004 yılında, Paris’teki Stade de France’ta düzenlenen 3.Kelt Gecesi’nde okunmuştu.

    ***
    Dünya’nın Elinde

    Belki yüzyıllardır oradaydı
    Veya sadece bir süredir.
    Yüzünden gecenin rüzgarı kibarca süzülüyordu.

    Hangi ülkeden geldiğini,
    Evinin nerede olduğunu anlayamadım …
    Bir gemicinin, çiftçinin, sürgünde olan birinin,
    veya göçmenin mi karısı olduğunu da …
    Denizi, dağı veya okyanusu mu aşıp gelmişti?

    Dünya sanki sırtındaydı.
    Yürüyüşünü gören,
    Onu tek başına omuzlarında
    Taşıdığını düşünebilirdi.

    Neyi aradığını nasıl bilebiliriz?
    O gece neyi duymak istediğini?

    Geceleyin insanların gözleri tükenir biraz.
    Sanki ışık, içlerinde barınır…
    Bir köyde, bir limanın derinliklerinde,
    Bir dağın tepesinde.
    Okyanusta bir fener,
    Veya gökyüzünde bir yıldız.

    Her bir şarkıya ruhunu çevirir,
    Adımlarını uydururdu.

    Onu, dünyanın en güzel işaretlerine,
    Onu, insanları, halkı birleştiren güzelliğe götüren
    Yolu öğrenmek istediğini söyledi.

    Hayalini 4 kelime ile yazardı:
    Birleştiren Birlik,
    Zenginleştiren Çeşitlilik.

    Dünya’nın her bir şarkısına
    Bir anlaşma, bir takdir işlerdi.
    Her bir dilde açıklığı, zekayı ve insanlığı
    İfade eden kelimeleri öğrenirdi.

    Bunun, dünyanın geleceği, barışı, bereketi için
    Verilmiş en güzel söz olduğunu söyledi.

    Günün birinde şair onun için yazdı:
    İnsanoğlu, ne uzun ne de kısadır.
    O, sevip sayabildiğinin bedenine sahiptir.

    O, buna karşılık verirdi:
    Hayat boyunca
    Başka birinin,
    Dünyanın misafiri olmalıyız.
    Misafirperverlik budur.

    Bu şekilde belki yüzyıllardır yürüyordu
    Veya sadece bir süredir…

    Bu, onun vefasıydı.
    İnsanların gözlerinin yaşlanmasına sebep olan aşk şarkısı,
    Her zaman dünyanın ruhunu kayıtsız bırakamaz.

    Bu, onun huzuruydu.
    O akşam
    Deniz ve okyanus arasında
    Dünya’nın elinde
    Belki biraz daha fazla ışık vardı.

    Hiçbir şeyin ayrı olmadığı yerde …
    Dünyanın tüm onurunun saygı gördüğü ve zenginleştirildiği yerde.

    Günün birinde Brittany’nin çocukları yazdığı yerde …
    Tüm o ülkeler rüzgardan dağıldı,
    Çiftçilerin ceplerinde buğday tarlaları …
    Ve sadece bir çocuğun eliyle alınmış tohumu
    Sınır olarak tanıyan okyanus…

    … Bu akşam
    … Evsahibi’nin masasında ekmek beyaz olacak …
    Oradan geçen sen,
    Kal ve paylaş bizimle …

    Bu şekilde belki yüzyıllardır yürüyordu
    Veya sadece bir süredir …

    O, bu güzelliğin yenilmez olduğunu söylerdi …
    O, bu güzelliğin yenilmez olduğunu söylerdi …

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s