Ninth Peripatetic Meditation – ‘About Light’s Joy and Laughter’ / Dokuzuncu Peripatetik Meditasyon – ‘Işığın Neşe ve Kahkahası Üzerine’

[Türkçe çeviri için yorum bölümüne bkz.]

 

Prelude

‘No, they are not dead, Neaere, the ancient gods. Each time that human joy is reborn, they look back towards our nostalgia’.

*

First Meditation

Roerich, Svetoslav-When Yogis Get Together.

 

‘Upon the faraway heights,

The assembly of the great wise was meditating in silence,

As all speech is but vain

İn the astonishing Work

That sorts shadow and light,

Making us the witness of a great mystery.’

 

*

Second Meditation

BoYinRa_Sieg

‘Sieg’, by Bo Yin Ra.

‘Like a promised land watered with innocence,

I give myself to whom would unravel my night,

And my heart decants in rest, and glows.’

 

*

Third Meditation

‘Han Shan’, by Yan Hui.

‘Who has worn, like a wedding gown, the blessed affliction and is showered by grace, knows the spiritual laughter of the soul.’

*

Fourth Meditation

‘Te Deum Laudamus’, by Bo Yin Ra.

‘God, my friends, doesn’t demand nor desire that Man gets afflicted by the pain of his heart; He prefers that he rejoices and laughs in his soul, because of the love He feels for him.’

 *

Fifth Meditation

‘Weltenkeime’, by Bo Yin Ra.

When the divinities are happy, the celestial bodies, that are like their eyes, laugh, shine and move, overwhelmed by joy.

‘As we see, thanks to the celestial rays from which supra-celestial bodies flow down towards us passing through the celestial bodies like through glass, light gives to all beings its perfection, its sense, its certitude, its grace and its joy, it must be, in the spirits that are above the sky, the perfection of their form, the fecundity of their life, perceptiveness of their senses, the very clear certitude of their true intelligence, the profusion of their grace and the wealth of their joy. The image of all these qualities is the splendor of the sky, or rather a shadow regarding to their brightness, because the body of the sky can less render the brightness of the spirit than the earth the light of the sky. In the admirable joy of the celestial spirits, the sky alike their body, and even to their eye, as Orpheus called the sun ‘eye’, manifest its laughter in its splendor and its exultation in its movement, like the earth, far remote from these very spirits, manifests its cries in its darkness and its languor in its stillness and inaction. But we should not believe that the sky is moved through some kind of forces or by failure, because its movement is naturally perpetual and its doesn’t leave its natural space. Therefore it is the very absolute substance of which nothing is removed, and by a sort of ravishment of joy that moves it, cannot rest. According to the Pythagoreans, it is to the sound of the joyful divinities that the spheres lead the astral choruses that produces like this a wonderful harmony in very diverse and orderly movements. In front of the laughter of the stars, mainly manifested by their rays, everything that is under the sky and above the earth smiles; before the darkness, like in front of sadness, everything is afflicted, because we are accustomed to rejoice with those who are laughing and be sad with those who are crying.’

 *

Sixth Meditation

‘Danae’, by Gustav Klimt.

Emanated from the joy of the divinities, the laughter of the sky, that is light, warms and charms all things.

‘That light is the laughter of the sky emanating from the joy of celestial spirits, Men show this, who constantly rejoice of the spirit and laugh with their faces, who shine in deed inwardly and open thanks to the spirit, who seem to shine also with their face and even more with their eyes that are essentially celestial, each eye making a circular movement to the likeliness of the sky. But, at the opposite, when they cry everything is overshadowed, dull and immersed into immobility. As for the rays coming from the stars giggling like the eyes of divine intelligences, it is with much joy and generosity that they are carried into the seeds of the beings they incubate and give birth to all like does the glance the ostrich over her egg. In deed, the natural warmth of these rays is an energy that penetrates into everything: it is from this that life originates, from there it rises and develops. This is why all living beings desire pleasure, because they are engendered not only in terrestrial pleasure, but also in celestial joy. Who could deny that the divines powers, by a benevolent disposition, move and engender all things, even though we see, as much by the nature of living beings that by their art, every being procreated and accomplished in pleasure?’

*

Postlude

***

Sources:

Prelude: From the collected works of Fernando Pessoa, ‘Odes of Ricardo Reis’ in ‘Pagan Poems’, Christian Bourgois, 1989 for the French Translation.

Meditation 1&2:Nicolas Flamel’ and ‘Light’ from ‘Poemes Alchimiques’ by Louis Cattiaux. Complete Poems, La Table d’Emeraude, 2003.

Meditation 3&4: From Saint John Climacus’‘L’Echelle Sainte’, seventh level, paragraph 44 and 49. French translation by Abbaye de Bellefontaine, 1987.

Meditation 5&6: From Marsilo Ficino’s ‘Quit Sit Lumen’, chapter 6 and seven. From Bertrand Shefer’s edition and French translation. Editions Allia. 2009.

Postlude: We would like to share this much neglected movie by Arthur Joffe, as it is celebrating the same subject in a very delightful manner. Enjoy !

This entry was posted in Spiritüel Ustalar / Spiritual Masters and tagged , , , , . Bookmark the permalink.

One Response to Ninth Peripatetic Meditation – ‘About Light’s Joy and Laughter’ / Dokuzuncu Peripatetik Meditasyon – ‘Işığın Neşe ve Kahkahası Üzerine’

  1. Dokuzuncu Peripatetik Meditasyon –’Işığın Neşe ve Kahkahası Üzerine’

    Türkçe Çeviri: Emir A. Inanç

    Giriş

    Hayır, Neaere kadim tanrılar ölmedi. Beşeri neşenin yeniden doğduğu her an dönüp duyduğumuz özleme bakarlar.

    *
    Birinci Meditasyon

    Ötedeki yüksekliklerin üzerinde
    Bilgeler topluluğu sükût içinde istiğrakta
    Tüm kelam nafile
    Zira hayret veren Zanaat
    Gölgeyi ve ışığı tanzim eder
    Bizi ulu Sırrın şahitleri kılar

    *
    Ikinci Meditasyon

    Masumiyetle sulanmış vaat edilen bir toprak gibi
    Kendimi gecenin örtüsünü sıyırıp alacak olana bırakırım
    Ve dingindir gönlüm, testisi usulca dolar ve parıldar

    *
    Üçüncü Meditasyon

    Kutsal ıstırabı bir gelinlik gibi giyen lütuf yağmuruna tutulur ve canın lahuti kahkahasının marifetine erer.

    *
    Dördüncü Meditasyon

    Dostlarım, Tanrı İnsanın gönlündeki acıyla ıstırap çekmesini ne emreder ne de ister. O insana duyduğu sevginin sebebiyle diler ki insan neşelenip candan gülsün.

    *
    Beşinci Meditasyon

    İlahi vasıflar felaha erdiğinde gözleriymiş gibi mazharı olan semavi vücutları güldü, parıldadı ve sevinçten esriyip harekete geçti.

    Sema üstündeki varlıkların camdan geçer gibi semavi varlıkların içinden geçerek bize doğru yayılmasına vesile olan semavi ışınlar sayesinde ışık her varlığa kemalini, manasını, emniyetini, lütfunu ve neşesini bahşeder. Her varlığın suretinin kemali, yaşamının bereketi, duyularının hassasiyeti, hakiki kabiliyetinden emin oluşu, lütfunun bolluğu ve neşesinin zenginliği semanın üzerindeki ruhlarda bulunan vasıflardır. Tüm bu vasıfların temsili semanın ışıyan görkemi ya da ruhani vasıfların parlaklığına nazarla bir gölgedir. Zira semanın vücudu ruhun parıltısını dünyanın semavi ışığı aktarabildiğinden daha az aktarabilir. Semavi ruhların hayranlık uyandıran neşesinde onların vücuduna, Orpheus’un ifadesiyle gözüne benzeyen sema, ruhlardan uzak olan dünya nasıl karanlıktaki çığlıklarını ve ataletindeki can çekişmesini duyuruyorsa, ışıyan görkemindeki kahkahasını ve hareketindeki sevinci duyurur. Semanın devridaiminin tabiatından kaynaklanması ve devrinin sürdüğü uzamdan dışarı çıkmaması sebebiyle bazı kuvvetlerin tesiri altında veya bir eksiklik yüzünden hareket ettiğini düşünmemeliyiz. Öyleyse sema kendisinden hiçbir şey eksilmeyen ve bir çeşit neşenin esrimesiyle harekete geçen ve hiç durup dinlenmeyen mutlak cevherdir. Pisagorculara göre gök küreler yıldızlar korosunu neşeli ilahi vasıfların sesine göre yönetir ve böylece yıldızlar korosu çok çeşitli ve nizami hareketleriyle temaşasına doyulmayan bir ahenk ortaya koyar. Yıldızların ışınlarla zuhur eden gülüşünün önünde semanın altındaki ve dünyanın üstündeki her şey tebessüm eder. Karanlığın arkasındaysa, üzüntünün önünde olduğu gibi, her şey ıstırap içindedir; zira, biz gülenlerle beraber neşelenmeye, ağlayanlarla üzülmeye alışmışız.

    *
    Altıncı Meditasyon

    İlahi vasıfların neşesinden feyz olan semanın kahkahası, yani ışık, her şeyin içini ısıtır ve her şeyi cezbeder.

    O ışık ilahi vasıfların neşesinden feyz olan kahkahadır. Her an ruhla neşelenen ve simaları gülüşleriyle açılmış insanlar niyetleriyle içten parıldadıkları gibi ruhun sayesinde simalarıyla ve özellikle özünde semavi olan gözleriyle de parıldar. Parıldadıkça gözlerinin her biri sema gibi devreder. Buna karşılık ağladıklarında bir gölge iner ve her şey donup atalete gömülür. Yıldızlardan ilahi melekelerin* gözleri gibi kıkırdayarak gelen ışınlar neşe ve keremle meydana getirecekleri varlıkların tohumları haline girer ve bir devekuşunun yumurtasına bakarken yaptığı gibi tohumlara hayat vermek için onları kuluçkaya alır**. Bu ışınların tabiatından kaynaklanan ısısı her şeye nüfuz eden bir şendir*** ve tüm yaşam bu şenden doğar, büyür ve gelişir. İşte bu sebeple tüm canlılar haz arzular ve onlara yaşam veren ışık olduğu için sadece dünyevi değil semavi haz da aruzlar. Canlıların tabiatıyla bilinen zanaatı ve her varlığın haz içinde yaratılıp tamamlandığını gördükçe ilahi kuvvelerin iyiliksever bir eğilimle kâinatı harekete geçirip meydana getirdiğini kim inkâr edebilir?

    Notlar:

    * Okurken melek kavramıyla karıştırılabilir diye özellikle bu kelimeyi seçtim. Zira bu bağlamda meleke ve melek kavramlarını beraber düşünmek anlamlı. Meleke: İnsanda idrak, hafıza, hayal etme, muhakeme kabiliyeti gibi doğuştan var olan güçlerden her biri (Kubbealtı Lügatı).
    ** Işınlar hem tohum hem de tohuma hayat verendir. Bu derin bir meseledir, üstüne tefekkür edilmesini öneririm.
    ***Rahman Suresi 29. Ayet’te der ki: O her an bir iştedir (hüve fi şe’nin). Şe’n ve şen ayrı kelimelerdir ancak bu bağlamda ikisini beraber düşünmek beklenmedik bir şekilde anlamlı oluyor. Ş’en: iş, fiil ve Şen: yaşamaktan aldığı zevkin canlılığı görülen, hayat dolu, neşeli (Kubbealtı Lügatı). Yaratma faaliyeti ve bu faaliyetin semavi neşesi böylece ortaya çıkıveriyor. Enerji kelimesinin etimolojisi de bu sava karşı durmuyor: energos, en (içinde) + ergon (faal olma, iş vs), iş içinde olmak demektir.

    ***

    Kaynak:

    Giriş: From the collected works of Fernando Pessoa, ‘Odes of Ricardo Reis’ in ‘Pagan Poems’, Christian Bourgois, 1989 for the French Translation.

    Meditasyon 1&2: ‘Nicolas Flamel’ and ‘Light’ from ‘Poemes Alchimiques’ by Louis Cattiaux. Complete Poems, La Table d’Emeraude, 2003.

    Meditasyon 3&4: From Saint John Climacus’‘L’Echelle Sainte’, seventh level, paragraph 44 and 49. French translation by Abbaye de Bellefontaine, 1987.

    Meditasyon 5&6: From Marsilo Ficino’s ‘Quit Sit Lumen’, chapter 6 and seven. From Bertrand Shefer’s edition and French translation. Editions Allia. 2009.

    Kapanış: Filme bu bağlantıdan ulaşın. Aynı konuyu letafetle ele alan Arthur Joffe’ye ait, pek de ihmal edilmiş(!), bu filmi sizlerle paylaşmak isteriz.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s